Bipolar Bozukluk Nedir Doğru Bilinen Yanlışlar ve Gerçekler
Psikoloji Öğrencisi Çağla Altunay Ağustos 24, 2026 56 0

  

Son yıllarda ruh sağlığı hakkında konuşmak eskisine göre  çok daha yaygın hâle geldi. Ancak buna rağmen toplumda  hâlâ en çok yanlış anlaşılan ruhsal hastalıklardan biri  bipolar bozukluk. Çoğu zaman insanlar bipolar bozukluğu  “bir an çok mutlu, bir an çok mutsuz olmak” şeklinde  tanımlıyor. Hatta günlük hayatta duygu durumu sık değişen  kişiler için bile “Kesin bipolardır.” gibi ifadeler  kullanılabiliyor. Oysa bu düşünce doğru değil. Bipolar  bozukluk, günlük duygu değişimlerinden çok daha farklı,  kişinin yaşamını önemli ölçüde etkileyebilen bir ruh sağlığı hastalığıdır.  

Eskiden “manik-depresif hastalık” olarak adlandırılan  bipolar bozukluk, günümüzde DSM-5-TR ve ICD-11’de  duygudurum bozuklukları arasında yer almaktadır. Kişinin  ruh hâlinde, enerjisinde, düşüncelerinde ve davranışlarında  belirgin değişikliklere neden olan kronik bir hastalıktır. Bu  değişimler birkaç saat süren sıradan moral değişiklikleri  değildir. Günler, haftalar hatta bazen aylar boyunca devam  eden ataklar şeklinde ortaya çıkar ve kişinin okul, iş, aile ve  sosyal yaşamını önemli ölçüde etkileyebilir.  

Bipolar bozuklukta en sık görülen dönemlerden biri mani  dönemidir. Bu dönemde kişi kendini normalden çok daha  enerjik hissedebilir. Çok az uyumasına rağmen dinlenmiş olduğunu düşünebilir, sürekli konuşabilir, aynı anda birçok  işe başlayabilir ve kendine olan güveni belirgin şekilde  artabilir. İlk bakışta bu durum olumlu gibi görünse de aslında kişinin düşünmeden karar vermesine neden olabilir. Kontrolsüz harcamalar yapmak, hızlı araç kullanmak sağlığı ya da güvenliği için tehlikeli olabilecek cinsel deneyimler yaşamak, kontrolsüz alkol ya da madde kullanmak, riskli  yatırımlara girmek ya da sonuçlarını hesaplamadan hareket  etmek bu dönemde görülebilecek davranışlardan bazılarıdır.  Bazı kişilerde ise aşırı neşe yerine sinirlilik, öfke ve  tahammülsüzlük ön planda olabilir.  

Bunun tam tersi ise depresyon dönemidir. Bu dönemde kişi  sürekli yorgun hissedebilir, eskiden keyif aldığı  aktivitelerden artık zevk alamayabilir(anhedoni), uyku ve  iştah düzeninde değişiklikler yaşayabilir. Günlük işleri  yapmak bile zor gelebilir. Kendini değersiz hissetme,  geleceğe dair umutsuz düşünceler ve yoğun karamsarlık  görülebilir. İleri düzeyde ise yaşamı sonlandırma  düşünceleri ortaya çıkabileceği için mutlaka profesyonel  destek alınması gerekir.  

Peki bipolar bozukluk neden ortaya çıkar? 

Aslında  bunun tek bir nedeni yoktur. Yapılan araştırmalar genetik  yatkınlığın oldukça önemli olduğunu göstermektedir. Bipolar bozukluk çok etkenli bir durumdur. Genetik yatkınlık temel bir rol oynar. Uyku düzenindeki bozulmalar, yoğun ya da uzun süren stres veya travmatik yaşam olayları atakları tetikleyebilir ya da zamanlamasını etkileyebilir. Bu etkenler riski arttırabilir ancak tek başına doğrudan sebep anlamına gelmez.  Bu  nedenle bipolar bozukluk, kişinin iradesiz olması ya da  “biraz güçlü olsa atlatır” denilebilecek bir durum değildir.  Nasıl diyabet veya hipertansiyon tedavi gerektiriyorsa  bipolar bozukluk da düzenli takip edilmesi gereken günlük hayatta ciddi zorlantılara neden olabilecek bir psikolojik rahatsızlıktır.

Bipolar bozukluğu ile ilgili doğru bilinen yanlışlar 

 

1.MİT: Bipolar bozukluğu olan kişiler sürekli duygu  değiştirir. 

 

Hayır. Bipolar bozuklukta yaşanan değişimler dakikalar  içinde gerçekleşmez. Mani ya da depresyon dönemleri  belirli bir süre devam eder ve kişinin günlük yaşamını ciddi  şekilde etkiler.  

2.MİT: Bipolar bozukluğu olan insanlar tehlikelidir.  

Bu yanlış bilgi, kişilerin toplumdan dışlanmasına neden  olabiliyor. Oysa bipolar bozukluğu olan bireylerin büyük çoğunluğu uygun tedavi aldıklarında eğitimlerine devam  edebilir, çalışabilir, aile kurabilir ve üretken bir yaşam  

sürdürebilir. Aslında onların en büyük ihtiyacı yargılanmak  değil, anlaşılmak ve destek görmektir.  

3.MİT: İlaç kullanmasına gerek yok, isterse düzelir.  

Bipolar bozukluk kronik seyirli bir hastalıktır. Tedavinin  temelini psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenen ilaç  tedavisi oluşturur. Bunun yanında psikoterapi, düzenli  uyku, stresin kontrol edilmesi ve sağlıklı yaşam  alışkanlıkları da tedaviyi destekler. Kişi kendini iyi hissetse  bile tedaviyi kendi isteğiyle bırakmamalıdır. Çünkü  tedavinin yarıda bırakılması yeni atakların görülme riskini  artırabilir.  

4.MİT:”Sabah çok neşeliyim, akşam mutsuzum;  kesin bipolarım.” 

Gün içinde anlık duygu dalgalanmaları veya strese bağlı  tepkiler bipolar bozukluk için tek başına tanı koydurmaz. Tanı için belirgin mani- hipomani veya depresyon dönemlerinin  ve belirtilerinin, belirli sürelerde devam etmesi gereklidir. Ancak ruh sağlığı uzmanları tarafından takip eşliğinde bozukluğa sahip olunup olunmadığı belirlenebilir.

5.MİT:Sadece basit duygu dalgalanmaları yaşıyor,  hepimizin bazen morali bozulur veya çok neşeli oluruz.  

Bipolar bozukluk, günlük hayatta hepimizin yaşadığı sıradan moral  bozukluklarından çok ama çok farklıdır. Bu, beyin biyokimyasının  değiştiği; mesleki, ailesel ve sosyal hayatta ciddi bozulmalara, hatta  bazen kişinin hastaneye yatırılmasını gerektirecek kadar büyük  krizlere yol açan tıbbi bir hastalıktır.  

Belki de üzerinde durulması gereken en önemli konu, bipolar  bozukluğu olan bireylerin rahatsızlıktan çok toplumdaki önyargılarla  mücadele etmek zorunda kalmalarıdır. “Dengesiz”, “tehlikeli” ya da  “deli” gibi etiketleyici ifadeler insanların yardım istemekten çekinmesine neden olabilmektedir. Oysa ruh sağlığı sorunları da  fiziksel hastalıklar kadar gerçektir.  

 

Sonuç olarak bipolar bozukluk doğru tedavi ve düzenli  takip ile kontrol altına alınabilen bir rahatsızlıktır. Bu süreçte  sadece ilaç tedavisi değil, aile desteği, psikoterapi, düzenli  yaşam alışkanlıkları ve toplumun bilinçlenmesi de büyük  önem taşır. Ruh sağlığı hakkında doğru bilgi sahibi olmak,  önyargıları azaltmanın ilk adımıdır. Belki hepimiz bipolar  bozukluğu olan birini tanıyor olabiliriz ya da ileride  tanıyacağız. Böyle bir durumda yapabileceğimiz en değerli  şey, onu yargılamak yerine anlamaya çalışmak ve ihtiyaç  duyduğunda yanında olmaktır. Çünkü bazen iyileşme  sürecindeki en güçlü destek, kişinin yalnız olmadığını  hissetmesidir.  

Kaynakça 

Amerikan Psikiyatri Birliği. (2022). Ruhsal Bozuklukların  Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5-TR). Ankara:  Hekimler Yayın Birliği.  

Çetiner, N. (2024). Duygudurum Bozuklukları [Ders  sunumu]. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Psikoloji  Bölümü.  

Dünya Sağlık Örgütü. (2022). International Classification  of Diseases 11th Revision (ICD-11). https://icd.who.int  

Kesebir, S., İnanç, L., & Yıldırım, G. (2013). Bipolar  Bozukluk Tip I ile Tip II’nin Depresyon Atakları Arasındaki  Farklılıklar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 5(3), 290-298.  

Mengi, A., & Aygür, R. Ş. (2018). Bipolar Bozukluğu Olan  Bireylere Yönelik Bir Araştırma: Örnek Olay İncelemesi.  Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, 10(19), 553-571.  

Yeloğlu, Ç. H., & Hocaoğlu, Ç. (2017). Önemli Bir Ruh  Sağlığı Sorunu: Bipolar Bozukluk. Mustafa Kemal  Üniversitesi Tıp Dergisi, 8(30), 41-54.

 
Yorumlar
Yorum Yap