Çocuklarda Parmak Emme Tırnak Yeme ve Benzeri Davranışlar Bu Davranışlar Bize Ne Anlatıyor
Psikolog Nafia Erol Eylül 29, 2026 178 0

Çocuklarda Parmak Emme, Tırnak Yeme ve Benzeri Davranışlar: Bu Davranışlar Bize Ne Anlatıyor?

Çocuğunuz televizyon izlerken tırnaklarını yiyor, uykuya dalarken parmağını emiyor, saçlarıyla oynuyor ya da sevdiği bir battaniyeye sıkıca sarılıyor olabilir. Bunları fark eden bir ebeveynin aklına çoğu zaman aynı sorular gelir:

“Neden böyle yapıyor?”

“Kaygılı mı?”

“Bir problemi mi var?”

“Nasıl bıraktırabilirim?”

Öncelikle şunu söylemek önemli: Parmak emme, tırnak yeme ve benzeri davranışlar tek başına bir psikolojik soruna işaret etmez.

Çocukluk döneminde bu tür davranışlar oldukça yaygındır. Bazıları çocuğun kendisini rahatlatmasına yardımcı olabilir, bazıları zamanla alışkanlığa dönüşebilir, bazıları ise stres, sıkılma, bekleme ya da yoğunlaşma gibi belirli durumlarda ortaya çıkabilir. Aynı davranışın işlevi de her çocukta aynı olmayabilir. Amerikan Pediatri Akademisi'nin ebeveynlere yönelik kaynaklarında da tırnak yeme, parmak emme ve saçla oynama gibi davranışlar çocuklukta görülebilen kendini rahatlatıcı alışkanlıklar arasında ele alınıyor.

Bu nedenle davranışı hemen ortadan kaldırmaya çalışmadan önce, ne zaman ortaya çıktığına ve çocuğun hayatındaki yerine bakmak daha anlamlı bir başlangıçtır.

Çocuklar Neden Böyle Davranışlara İhtiyaç Duyabilir?

Duygularımızı düzenlemek, yani korktuğumuzda sakinleşebilmek, öfkelendiğimizde kendimizi toparlayabilmek ya da zorlandığımızda başka bir baş etme yolu bulabilmek doğuştan tamamlanmış bir beceri değildir.

Özellikle yaşamın ilk yıllarında çocuklar yoğun duygularını düzenlemek için yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duyar. Bir bebeğin ağladığında kucağa alınması, sakin bir sesle konuşulması veya ihtiyaçlarının zamanında karşılanması, onun henüz kendi başına yapamadığı düzenleme sürecine destek olur.

Çocuk büyüdükçe bu beceriler giderek gelişir. Duygusunu adlandırmak, yardım istemek, dikkatini başka bir yere yöneltmek, beklemek ve kendisini farklı yollarla rahatlatmak zaman içinde öğrenilir.

Ancak bu süreç yıllar içerisinde gelişir.

Bu nedenle özellikle küçük çocuklarda parmak emmek, bir nesneye sarılmak, saçla oynamak veya bazı tekrarlayıcı davranışlarda bulunmak rahatlatıcı bir işleve sahip olabilir. Fakat burada önemli bir ayrım vardır:

Her tekrarlayıcı davranış mutlaka bir duygusal sorunun göstergesi değildir.

Örneğin bir çocuk tırnaklarını kaygılandığında yiyebilir; başka bir çocuk ise bunu televizyon izlerken farkında olmadan yapabilir. Bir çocuk için davranış rahatlatıcı olabilirken, başka bir çocukta yalnızca otomatikleşmiş bir alışkanlık hâline gelmiş olabilir.

Bu nedenle davranışa bakarken tek bir açıklamaya tutunmak yerine çocuğun bütününü değerlendirmek gerekir.

Parmak Emme, Tırnak Yeme ve Benzeri Davranışların Altında Neler Olabilir?

Bu davranışların ortaya çıkmasında birçok farklı etken rol oynayabilir. Bunlar arasında:

• Kaygı ve stres

• Sıkılma veya bekleme

• Uykuya geçiş

• Ayrılık gibi zorlayıcı geçişler

• Yeni bir okula başlama veya yaşam değişiklikleri

• Davranışın çevreden öğrenilmesi

• Çocuğun bireysel mizacı ve alışkanlıkları

• Duyusal ihtiyaçlar

yer alabilir.

Örneğin tırnak yeme davranışı özellikle bir sınav, yeni bir ortam veya sosyal bir durum öncesinde artıyorsa, davranışın stresle ilişkili olup olmadığı düşünülebilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

“Tırnak yiyor, demek ki kaygılı.”

Bu kadar doğrudan bir çıkarım yapmak doğru değildir.

Çocukluk alışkanlıklarının sıklığı ve yoğunluğu dönem dönem değişebilir; bazı alışkanlıklar herhangi bir belirgin psikolojik güçlük olmadan da görülebilir ve zaman içinde kendiliğinden azalabilir.

Dolayısıyla ebeveyn olarak kendinize şu soruları sormanız daha faydalı olabilir:

Ne zamandır yapıyor?

Hangi durumlarda artıyor?

Davranıştan önce veya sonra ne oluyor?

Çocuğumun günlük yaşamını etkiliyor mu?

Bunun yanında başka bir değişiklik fark ediyor muyum?

Bu sorular, davranışa bir anlam yüklemekten çok onu anlamaya yardımcı olur.

 

KAYNAKÇA

Calkins, S. D., Dedmon, S. E., Gill, K. L., Lomax, L. E. & Johnson, L. M. (2002). Bebeklikte Hayal Kırıklığı: Duygu düzenlemesi, fizyolojik süreçler ve mizaç üzerindeki etkiler. Bebeklik, 3(2), 175–197.

Chugani, H. T. (1998). Duyguların biyolojik temeli: Beyin sistemleri ve beyin gelişimi. Pediatri, 102(5), 1225-1229.

Davidson, R. J., Jackson, D. C., & Kalin, N. H. (2000). Duygu, plastisite, bağlam ve düzenleme: Duygusal sinirbilimden bakış açıları. Psikolojik Bülteni, 126(6), 890-909.

Fangupo, L. J., Haszard, J. J., Reynolds, A. N., Lucas, A. W., McIntosh, D. R., Richards, R., Camp, J., Galland, B. C., Smith, C., & Taylor, R. W. (2021). Uyku müdahaleleri, 0-5 yaş arası çocuklarda uyku süresini değiştirir mi? Randomize kontrollü çalışmaların sistematik bir incelemesi ve meta-analizi. Uyku Tıbbı İncelemeleri, 59, 101498. https://doi.org/10.1016/j.smrv.2021.101498

Fox, N. A., & Calkins, S. D. (2003). Duyguların özdenetiminin gelişimi: İçsel ve dışsal etkiler. Motivasyon ve Duygu, 27(1), 7-26.

Gee, D. G. (2016). Duygusal düzenlemenin hassas dönemleri: Ebeveyn bakımının frontoamigdala devreleri ve plastisitesi üzerindeki etkileri. Çocuk ve Ergen Gelişimi için Yeni Yönler, 2016(153), 87–110. https://doi.org/10.1002/cad.20166

Kopp, C. B. (1982). Öz-düzenlemenin öncülleri: Gelişimsel bir bakış açısı. Gelişim Psikolojisi, 18(2), 199–214. https://doi.org/10.1037/0012-1649.18.2.199

Schore, A. (2003). Davranış bozukluklarını ve benliğin bozukluklarını etkiler. Norton.

Spangler, G., Schieche, M., Ilg, U., Maier, U., & Ackermann, C. (1994). Bebeklikte biyodavranışsal düzenleme için dış organizatör olarak anne hassasiyeti. Gelişimsel Psikobiyolojiye, 27(7), 425–437.

Stremler, R., Hodnett, E., Kenton, L., Lee, K., Weiss, S., Weston, J., & Willan, A. (2013). Erken doğum sonrası primipar kadınlar ve bebekleri için davranışsal-eğitici müdahalenin uyku üzerindeki etkisi: Çok noktalı randomize kontrollü çalışma. BMJ (Klinik Araştırma Ed.), 346, f1164. https://doi.org/10.1136/bmj.f1164

Williamson, G. G., & Anzalone, M. E. (2000). Bebeklerde ve küçük çocuklarda duyusal entegrasyon ve öz-düzenleme: Çok küçük çocukların çevreleriyle etkileşime girmesine yardımcı olmak. Sıfırdan üçe.

Yorumlar
Yorum Yap